Çiftçinin Gözü TMO’nun Alım Fiyatında

Ulusal Hububat Konseyi verilerine göre, 2026 yılı buğday üretiminin 22,75 ile 23,25 milyon ton arasında gerçekleşmesi beklendiği açıklandı.  Türkiye’nin uzun yıllar ortalaması olan yaklaşık 20 milyon ton dikkate alındığında, bu üretim miktarı dikkat çekici bir rekor olarak kayıtlara geçti. Konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı hemşehrimiz Prof. Dr. Zafer Ulutaş, üretimdeki..

Çiftçinin Gözü TMO’nun Alım Fiyatında
Yazar : Tarih : Okunma : 5 okunma Yorum Yap

Ulusal Hububat Konseyi verilerine göre, 2026 yılı buğday üretiminin 22,75 ile 23,25 milyon ton arasında gerçekleşmesi beklendiği açıklandı. 

Türkiye’nin uzun yıllar ortalaması olan yaklaşık 20 milyon ton dikkate alındığında, bu üretim miktarı dikkat çekici bir rekor olarak kayıtlara geçti. Konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı hemşehrimiz Prof. Dr. Zafer Ulutaş, üretimdeki artışın arkasındaki gerçek nedenleri ve çiftçinin beklentilerini kamuoyuyla paylaştı.

Üretimi Tetikleyen Ekonomik ve Yapısal Faktörler

Prof. Dr. Zafer Ulutaş, bu yıl yağışların artmasının olumlu etkisinin yadsınamaz olduğunu, ancak meselenin yalnızca iklim şartlarıyla açıklanamayacağını belirtti. Asıl belirleyicinin son yıllarda biriken ekonomik baskılar ve üreticinin geliştirdiği sessiz ama güçlü “risk yönetimi” refleksi olduğunu ifade eden Ulutaş, pamuk fiyatlarının uzun süre üreticiyi tatmin edecek seviyeye ulaşmaması nedeniyle özellikle Çukurova, Ege ve Güneydoğu Anadolu’daki birçok üreticinin ekim alanlarını buğdaya kaydırdığını dile getirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın mısır üretimine getirdiği sulama sınırlamaları ve mısır fiyatlarındaki gerilemenin de üreticiyi buğdaya yönelttiğini aktaran Ulutaş, buğdayın hem daha az su tüketmesi hem de maliyetlerinin daha öngörülebilir olması sebebiyle ekonomik fırtınalarda sığınılacak bir “güvenli liman” haline geldiğini vurguladı.

Çiftçinin 2023 Travması ve Fiyat Belirsizliği

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) piyasaya müdahale gücü ve alım politikasının üretici tercihlerini doğrudan etkilediğini belirten Prof. Dr. Zafer Ulutaş, üreticinin 2023 yılını unutmadığını hatırlattı. O dönem açıklanan 8 bin 500 TL’lik fiyatın, piyasada fiilen 6 bin TL seviyelerine kadar gerilediğini ifade eden Ulutaş, borç baskısı altındaki birçok üreticinin ürününü düşük fiyattan satmak zorunda kaldığını aktardı. Bu nedenle TMO’nun alım hızı ve lisanslı depoculuk kapasitesinin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Ulutaş, randevu sistemindeki aksaklıklar ve depo yetersizlikleri çözülmezse endişelerin devam edeceğini bildirdi.

Girdi Maliyetleri Katlandı: Üreticinin Beklentisi 20 Bin TL

Şu anda uygulanan “planlı üretim desteği” modelinin mazot, gübre, tarımsal ilaç, işçilik ve kredi faizlerindeki hızlı artışlar karşısında yetersiz kaldığını vurgulayan Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tarımsal girdi fiyat endeksinin Şubat 2026 itibarıyla yıllık bazda yüzde 31,5 artış gösterdiğini ancak sahadaki gerçek maliyet artışlarının bu oranın çok daha üzerinde seyrettiğini ifade etti. 

Özellikle İran–İsrail geriliminin, bölgesel enerji güzergâhlarındaki belirsizlik üzerinden ham petrol ve doğalgaz fiyatlarını baskı altına aldığını belirten Ulutaş, doğalgazın temel hammadde olduğu azotlu gübreler başta olmak üzere tarımsal girdi maliyetlerinin doğrudan yükseldiğini dile getirdi. 

Sahadan gelen değerlendirmelere göre Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 16 bin ile 17 bin TL bandında bir fiyat açıklamayı öngördüğünü işaret eden Ulutaş, çiftçinin beklentisinin ise 20 bin TL’nin üzeri olduğunu ve bu beklentinin karşılanmaması durumunda 2026 yılında da kaybeden tarafın yine üretici olacağını kaydetti.