Gümüşhane Üniversitesi, akademik yılın ilk organizasyonunu Filistin gündemiyle düzenledi.
Hüseyin Nihal Atsız Kültür Evi’nde gerçekleştirilen “Bir Halkın Varoluş Savaşı: Gazze” başlıklı söyleşide, bölgedeki insani kriz ve Filistin halkının direnişi tarihsel, dini ve jeopolitik boyutlarıyla ele alındı.
Akademisyenler ve öğrencilerin katıldığı programda, Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Recep Çelik konuşmacı olarak yer aldı.
İsrail Saldırılarının Teolojik Arka Planı Ve Hukuki Durumu
İsrail’in askeri hamlelerinin arkasındaki dini gerekçeleri değerlendiren Doç. Dr. Recep Çelik, Tevrat’ta geçen “Amalek” anlatısı ile Nil’den Fırat’a kadar uzanan coğrafyayı kapsayan “Vadedilmiş Topraklar” (Arz-ı Mevut) inancının bir meşrulaştırma aracı olarak kullanıldığını ifade etti. Çelik konuşmasında, “Teolojik iddialar hukuku bağlamaz” diyerek, bu iddiaların uluslararası hukuk nezdinde hiçbir geçerliliği ve bağlayıcılığı olmadığını vurguladı.
Filistin meselesinin tarihsel gelişimini aktaran Çelik; Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgedeki hakimiyetinin sona ermesini, İngiliz manda yönetimini, 1916 Sykes-Picot Antlaşması’nı ve 1917 Balfour Deklarasyonu’nu temel kırılma noktaları olarak nitelendirdi. 1948 yılında İsrail Devleti’nin kurulmasıyla başlayan savaşlara değinen Çelik, 1979 Camp David Sözleşmesi ile Mısır’ın denklem dışı kalmasının Filistin davasını yalnızlaştırdığını söyledi.
Nüfus Yoğunluğu, Göç Baskısı Ve Tünel Direnişi
Gazze Şeridi’nin dünyadaki en yüksek nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerden biri olduğuna dikkati çeken Çelik, bölge halkının topraklarını terk etmeme kararını şu sözlerle açıkladı: “Filistin halkı, geçmişte yurtlarından ayrılanların bir daha geri dönmelerine izin verilmediğini çok iyi biliyor. Bu tarihsel hafıza, insanları her türlü ağır bedele rağmen topraklarında kalmaya ve direnmeye sevk ediyor.”
Çelik ayrıca, askeri literatürde “Gazze Metro” olarak adlandırılan tünel ağlarının İsrail ordusunun saha ilerleyişini sınırlandıran kritik bir savunma unsuru haline geldiğini kaydetti.
Sinemanın Etkisi Ve Diplomatik Tanınma Adımları
Uluslararası kamuoyunun değişen algısına değinen Çelik, İsrailli ve Filistinli yapımcıların ortaklığıyla hazırlanan “No Other Land” ve “Naza” gibi belgesel filmlerin sahadaki gerçekliği dünya gündemine taşıdığını ifade etti. İspanya, Norveç ve İrlanda gibi ülkelerin Filistin Devleti’ni resmi olarak tanıma kararlarını olumlu adımlar olarak değerlendiren Çelik, Doğu Kudüs başkentli, bağımsız bir Filistin Devleti kurulmadan Orta Doğu’da kalıcı barışın sağlanamayacağını belirtti. Katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından etkinlik sona erdi.
Haber: Burak Buğra Üzüm
