İlim Yayma Cemiyeti Gümüşhane Şubesi’nin gelenekselleşen “Şehir Sohbetleri” etkinlikleri kapsamında N Atsız Kültürevi’nde söyleşi gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Dr. Öğretim Üyesi Bülent Bal’ın üstlendiği programa, Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Profesör Doktor Abdurrahman Altıntaş konuşmacı olarak katıldı. Programda, bireysel ve toplumsal hayatın merkezinde bulunması gereken samimiyet, ihlas ve ahlak ilkeleri kapsamlı bir şekilde ele alındı. “Samimiyet, İnsan..

İlim Yayma Cemiyeti Gümüşhane Şubesi’nin gelenekselleşen “Şehir Sohbetleri” etkinlikleri kapsamında N Atsız Kültürevi’nde söyleşi gerçekleştirildi.
Moderatörlüğünü Dr. Öğretim Üyesi Bülent Bal’ın üstlendiği programa, Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Profesör Doktor Abdurrahman Altıntaş konuşmacı olarak katıldı.
Programda, bireysel ve toplumsal hayatın merkezinde bulunması gereken samimiyet, ihlas ve ahlak ilkeleri kapsamlı bir şekilde ele alındı.
“Samimiyet, İnsan İnşasının Temel Taşıdır”
Programın açılış konuşmasını yapan Moderatör Doktor Öğretim Üyesi Bülent Bal, adalet, nezaket ve merhamet ilkelerinin yanında samimiyetin de insan hayatının vazgeçilmez bir direği olduğunu ifade etti. Bal, konuşmasında “Samimi bir bireyi nasıl inşa edebileceğimiz sorusu üzerine kafa yormamız gerekiyor. Hayatımızın merkezine koyacağımız değerler, toplumsal huzurumuzun da teminatıdır” dedi.
“Amellerin Ruhunu İhlas Oluşturur”
Sözlerine ihlas ve samimiyet kavramlarının dinî ve insani boyutlarını açıklayarak başlayan Profesör Doktor Abdurrahman Altıntaş, amellerin görünür kısımlarının işin maddi tarafını, samimiyetin ise manevi ruhunu oluşturduğunu belirtti. Bir amelin değerinin ihlasla ölçülebileceğini dile getiren Altıntaş, Hazreti Peygamber’in hadis-i şeriflerinden ve sahabe hayatından örnekler vererek şu değerlendirmelerde bulundu: “İhlas, amelleri gösteriş ve çıkar kaygılarından arındırıp sırf Allah rızası için yapmaktır. Ameller ne kadar büyük veya görkemli görünürse görsün, içinde ihlas ve samimiyet yoksa katımızda bir değeri kalmaz. Günümüzde insanlık olarak en büyük kaybımız, samimiyet ve derinlik eksikliğidir. Hız ve haz çağında derinliğimizi kaybettikçe ailede, ticarette, siyasette ve toplumsal ilişkilerde sorunlar baş gösteriyor.”
Toplumsal Nezaket, Gönül Yapma ve Derinlik Vurgusu
Konuşmasında riya ve gösterişten uzak durmanın toplumsal ahlak açısından önem taşıdığını vurgulayan Altıntaş, İslam medeniyetinin temelinde nezaket, alçakgönüllülük ve empati ilkelerinin yer aldığını hatırlattı. Günümüz toplumunda inceliğin ve tahammülün azaldığına dikkati çeken Altıntaş, şu ifadeleri kullandı: “Bizler hızı ve hazzı öncelikleyen bir çağda yaşıyoruz. Ancak hız arttıkça ne yazık ki derinliğimizi kaybediyoruz. Derinlik kayboldukça da ailemizde, ticaretimizde ve insan ilişkilerimizde kırılmalar başlıyor. Sokakta veya trafikte en küçük tartışmada hemen sertliğe başvuran, nezaketten uzaklaşan bir anlayış türedi. Oysa bizim medeniyetimiz gönül yıkmayı değil, gönül yapmayı esas alır. Peygamber Efendimiz meclise girdiğinde en boş yere oturur, kimseye yük olmaz, eşlerine ve arkadaşlarına karşı daima nezaketi ve zarafeti korurdu. İnsanlara yaklaşırken katı ve kırıcı değil, yumuşak bir dille hitap etmek dinimizin temel ilkesidir.”
Söyleşide samimiyetin insan hayatındaki somut karşılıklarını tarihsel örneklerle pekiştiren Altıntaş, Hazreti Peygamber’in Mekke’nin fethinden sonra İkrime bin Ebu Cehil’i karşılarken gösterdiği inceliği hatırlatarak, “Peygamberimiz, İkrime Müslüman olmaya geldiğinde ‘Babasından bahsetmeyin, üzülür’ buyurarak büyük bir nezaket örneği sergilemiştir. Kimseyi geçmişiyle vurmamış, incitmemiştir” şeklinde konuştu kalıbını kullanmadan açıklamasını tamamladı.
İhlaslı amellerin insanı zorluklardan kurtardığını belirten Altıntaş, bir mağarada kayanın arkasında mahsur kalan üç kişinin hadis-i şerifte aktarılan hikayesine değindi. Altıntaş; anne babaya hürmet, iffeti koruma ve dürüst ticaret gibi sırf Allah rızası için yapılan halis işlerin en büyük kurtuluş vesilesi olduğunu belirtti.
“Amellerin Kalitesine ve Niyetin Temizliğine Bakılmalı”
Konuşmasının son bölümünde amellerin niceliğinden ziyade niteliğine odaklanılması gerektiğini bildiren Altıntaş, Hazreti Ali’nin “Amelin azlığına veya çokluğuna değil, makbul olup olmamasına önem verin” sözünü ve Muaz bin Cebel’e yapılan “İnancında samimi ol, o zaman sana az amel de yeter” tavsiyesini hatırlattı.
Program, akademisyenlerin ve dinleyicilerin sorularının yanıtlanmasıyla tamamlandı.
Haber: Burak Buğra Üzüm